“Zikr” kelimesinden türeyen “tezkîre” ifadesi belli bir meslek, mevkî veya ilgi grubuna göre o sahadaki kimseler hakkında bilgi veren eserler için kullanılır. Meselâ evlîyâ tezkîreleri önde gelen tasavvufî ÅŸahsiyetler, sûfîler hakkında bilgi verirken şâir tezkîreleri belli bir devirdeki şâirler hakkında bilgi verir. Türk edebiytatında da 15. yüzyılda Ali Şîr Nevâî ile baÅŸlayan ÅŸuarâ (şâirler) tezkîresi örnekleri 16. yüzyılda Anadolu sahasında Sehî Bey, Latîfî, Âşık Çelebi, Kınalızâde Hasan Çelebî, Beyânî gibi isimlerle devam eder. Sonraki yüzyıllarda diÄŸer tezkîreler de bu türü zenginleÅŸtirir.

Tezkîre okumak, hem farklı şâirleri hem de yeni ÅŸirleri tanımak açısından gayet zevkli ve istifâdeli bir meÅŸgale. Tez çalışmamdan ötürü de Latîfî Tezkîresi (yazılış tarihi 1546) ile meÅŸgûl oluÅŸum bu zevki aynı zamanda sorumluluÄŸa da dönüştürse de aslında bu güzel ÅŸiirleri tadarak, farklı şâirlerle hemdem olarak geçen güzel zamanlarımın da hazırlayıcısı mâhiyetinde.  Latîfî’den muhtemelen daha önce duymadığınız bir şâir ve bir beytiyle bu yolculuÄŸa dileyenleri de bir nebze ortak etmek isterim.

MeÅŸrebî-i Kalender. Latîfî’nin verdiÄŸi bilgilere göre, Ä°stanbul’dan Latîfî’nin çaÄŸdaşı bir şâir, yani XVI. yüzyıl şâiri. Tarikat ehlinden, kalender-meÅŸreb, derviÅŸ tabiatli, ünlü şâir Hayâlî ile aynı pîre baÄŸlı Haydârîlerden. Mûsıkî ilminde eser yazacak kudrete sâhip MeÅŸrebî, ÅŸiire de hevesi varken -muhtemelen genç yaÅŸta- vefât ediyor. Şâirlik tabiatı fenâ deÄŸil Latîfî’ye göre. Latîfî, onun bir gazelinden üç beyitlik bölüm, bir matla beyti ve Hayâlî’ye latîfe yollu takılışını içeren bir dörtlük örnek verir. Ben bu örneklerden müstakil oalrak verilmiÅŸ bir matla beyti örneÄŸini sizlerle paylaÅŸmak istiyorum:

Gel’e top-ı cefâ gönlüme tokunma benüm
Taş degüldür yüreğüm burc degüldür bedenüm *

Ey cefâ topu, gel sen benim gönlüme dokuma; (zîrâ) benüm yüreğim taş değildir, bedenim de burç değildir.

(Burç;  “kale surlarının gerekli yerlerine yapılan savunma kulesi”dir**.)

Burada şâir bir top gibi sürekli taarruz eden cefâya seslenmekte. Top, taÅŸtan/kayadan sert surları, kaleleri, burçları delmek için kullanılır. Oysa âşığın gönlü aÅŸk ateÅŸiyle erimiÅŸ, incelmiÅŸ, yufka gibi yumuÅŸacık hâle gelmiÅŸ keyfiyette. Böyle bir yufka yüreÄŸe bir de cefâ topu atmak onu mahvetmek deÄŸil midir, bu insafa sığar iÅŸ midir! Şâir bu âhengli söyleyiÅŸinin arkasında bu hisli ve incelikli anlatımla ÅŸiirde mânâ ve sesi kaynaÅŸtırıyor; ızdırâbın yudum yudum tezâhür edip bir ÅŸevk lisânında kemâl bulduÄŸu beyitlere bir yenisini ekleyerek söz ufkumuzda bir yıldızı daha parlatıyor. MeÅŸrebî-i Kalender’e ve tezkîresinde bize ondan bahseden Latîfî’ye Allah rahmet eylesin.


* MeÅŸrebî-i Kalender ile Latîfî’nin verdiÄŸi bilgiler ve örnek beyit Latîfî Tezkîre’sinin Rıdvan Canım tarafından hazırlanan tenkîdli metni esas tutularak verilmiÅŸtir. Eserin künyesi şöyledir:

LATÎFÎ (2000), Tezkiretü’ş-Şuarâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ, Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Rıdvan CANIM, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Ankara.


** İlhan Ayverdi, Misalli Türkçe Sözlük. Tanım şu internet adresinden alınmıştır: http://www.kubbealtilugati.com/sonuclar.aspx?km=bur%C3%A7&mi=0

 

Fahri Kaplan
fkaplan@lafistan.com

Spread the love
Bu Yazı 7th Mart 2016 Pazartesi Saat 14:02 Edebiyat Kategorisine Yazıldı.

Lütfen Yorum Yaz

İsim
E-Posta Adresiniz
Websiteniz
Yorumunuz